Prof. Dr. Tahsin Özgüç ve Çivi Yazılı Mektupların İtirafı
Cumhuriyet döneminin en büyük arkeoloji dehalarından biri olan Prof. Dr. Tahsin Özgüç tarafından 1970’li yıllarda baÅŸlatılan bilimsel kazılar, dünya arkeoloji camiasında tam bir ÅŸok dalgası yaratmıştır. Kazılarda, Hitit sarayının yangın tabakasının altında bütünüyle bozulmadan kalmış olan, Hitit imparatorluk dilinde (çivi yazısıyla) kaleme alınmış kil tablet arÅŸivleri bulunmuÅŸtur.
Bu tabletler, HattuÅŸa’daki Büyük Kral ile Tapigga’daki sınır komutanları arasındaki askeri yazışmaları, istihbarat raporlarını ve lojistik talepleri barındırıyordu. Mektuplarda geçen “KaÅŸkalar sınırı geçti”, “Ekinleri acilen biçin ve surların içine taşıyın”, “Asker takviyesi gönderin” gibi can yakıcı ve gerçek ifadeler, Hitit askeri bürokrasisinin ve Anadolu insanının iki bin yıl önceki hayatta kalma mücadelesini ilk kez bütünüyle gün yüzüne çıkarmıştır.
3. Adım Adım Arkeolojik Keşif: Hitit Sarayının Kalıntıları ve Katmanlar
Maşat Höyük, sivil yerleşim alanlarının ve saray komplekslerinin plan şemasını bütünüyle görebileceğiniz nadide bir açık hava arkeoloji dersliğidir. Alana ulaştığınızda bir kâşif dikkatiyle adım adım incelemeniz gereken amiral gemisi yapısal birimler şunlardır:
Anıtsal Hitit Sarayı Akropolü
Höyüğün en yüksek zirve noktasında yer alan ve yangın geçirdiği için kerpiç duvarları bütünüyle tuğlalaşarak günümüze ulaşan Hitit Sarayı Kompleksi, dönemin mimari dehasını yansıtır. Sarayın idari odaları, kiler bölümleri ve o meşhur kil tabletlerin fışkırdığı arşiv odasının taş temelleri net bir şekilde seçilebilmektedir. Bu taş koridorların arasında yürürken, iki bin yıl önce Hitit komutanlarının savaş planları yaptığı masaları, koşturan habercileri bütünüyle hayal edebilirsiniz.
Frig, Roma ve Tunç Çağı Katmanları (Stratigrafi)
Maşat Höyük’ün yan kesitlerine baktığınızda, bir pastanın dilimleri gibi üst üste binmiş tarihsel katmanları çıplak gözle görebilirsiniz. En alt katmandaki Tunç Çağı yangın izlerinin üzerinde ulu Hitit şehri; onun üzerinde ise geometrik desenli muazzam seramikleriyle ünlü Frig Dönemi yerleşimi yükselir. En üst çeperde ise Roma ve Bizans’ın çiftçilik çiftlik kalıntıları yer alır. Bu stratigrafik yapı, Anadolu coğrafyasının ne kadar muazzam bir geri dönüşüm ve yaşam döngüsüne sahip olduğunun en net vesikasıdır.
Gezginler İçin Hayat Kurtaran Maşat Höyük İpuçları
Maşat Höyük’ün o tarih kokan, rüzgarlı ve bakir doğasında herhangi bir mağduriyet yaşamamanız, en yüksek verimle gezinizi tamamlamanız için tamamen saha tecrübelerime dayanan altın seyahat tüyolarım şunlardır:
| Deneyim / Detay Noktası | Pratik Bilgi ve Yerel Seyahat Tavsiyesi |
|---|---|
| En İdeal Gezi Zamanı | Höyük bütünüyle açık havada ve ekin tarlalarının ortasında yer aldığı için en konforlu dönem bozkırın yeşerdiği İlkbahar (Nisan-Mayıs) ayları ile hasat mevsiminin yaşandığı o ılık Sonbahar (Eylül-Ekim) dönemidir. Yaz aylarında geziyi, güneşin dik açıyla gelmediği sabah erken saatlere planlamalısınız. |
| Giriş Ücretleri ve Bilgilendirme | Maşat Höyük bütünüyle birinci derece arkeolojik sit alanı statüsünde olup giriş tamamen ücretsizdir. Herhangi bir bilet veya Müzekart zorunluluğu bulunmamaktadır. Höyüğün çevresinde gezerken kazı levhalarını ve koruma sınırlarını bütünüyle takip etmelisiniz. |
| Tokat Müzesi Ziyareti Åžart! | MaÅŸat Höyük’ten çıkarılan o dünyaca ünlü çivi yazılı Hitit tabletleri, Frig dönemi bezemeli kapları, bronz silahlar ve mühürler güvenlik ve koruma gerekçesiyle höyükte deÄŸil, Tokat Åžehir Müzesi‘nde sergilenmektedir. Bu yüzden seyahatinizi tam anlamıyla taçlandırmak adına höyük turunun ardından Tokat merkezdeki müzeyi mutlaka ziyaret etmelisiniz. |
| Lojistik Erzak ve Gastronomi Molası | Yalınyazı köyü ve höyük çevresinde turistik kafeteryalar veya zincir marketler bulunmaz. Yola çıkmadan önce Zile merkezinden içme suyunuzu ve atıştırmalıklarınızı bütünüyle tamamlamalısınız. Dönüşte ise Zile’nin tarihi arastasına uğrayıp coğrafi işaretli o meşhur beyaz Zile Pekmezini ve cevizli kömeleri yerinde tadın. |
4. Kültürel Dokunun Kalbi: Yalınyazı Köyünün Vefası ve Hitit Toprağının Ritmi
Bir antik höyüğü sadece toprak altından çıkarılan çivi yazılı kil tablet sayıları, kerpiç duvar kalınlıkları veya Hitit askeri tarihiyle anlatmak, o toprakları asırlar boyunca bağrında taşıyan ve günlük yaşamında yaşatan insan ruhunu eksik bırakmaktır. Maşat Höyük’ü Anadolu kültürel hafızasında bu kadar müstesna, kıymetli ve mukaddes kılan asıl unsur, yüzyıllardır bu ulu Hitit sarayının eteklerinde kurulan Yalınyazı Köyü insanının toprakla, tarımla kurduğu o köklü somut olmayan kültürel miras ve sarsılmaz üretim vefasıdır.
Yalınyazı köyü, asırlar boyunca ekin tarlalarını Hititlerin o binlerce yıllık bereketli alüvyal toprakları üzerinde ekip biçmiştir. Traktörün sabanına takılan bir Hitit seramik parçasını incitmeden kenara koyan, kazı dönemlerinde Prof. Dr. Tahsin Özgüç’e ve ekibine harika birer işçi, rehber ve yoldaş olan bu köy halkı, Anadolu arkeolojisinin gizli ve isimsiz kahramanlarıdır. Burada şekillenen toprak ahlakı, Hititlerin iki bin yıl önce tabletlere yazdığı o tarım disipliniyle bütünüyle aynı ritimde akmaya devam etmektedir. Hitit çobanlarının kaval sesleri, bugün Yalınyazı çobanlarının çıngıraklarında yaşamaktadır.
Zile ve Yalınyazı insanı, zorlu doğa ve üretim şartlarının şekillendirdiği vakur, dürüst, çalışkan ve inanılmaz korunaklı bir konukseverlik karakteri taşır. Höyük patikalarında fotoğraf çekerken veya köy sokaklarında yürürken yanınıza yaklaşan yerel bir çiftçinin ya da evinin önünde oturan bir teyzenin size içtenlikle selam vermesi, hal hatır sorması ve sizi kendi çardağına davet ederek taze demli bir çay ve yanında tescilli beyaz Zile pekmezi ikram etmesi bu toprakların yazılmamış ama genetiğe işlenmiş en asil insani manifestosudur. Burada kendinizi ticari bir ören yerini gezen sıradan bir yabancı turist gibi değil, asırlar sonra kendi manevi sılasına dönmüş aziz bir misafir gibi hissedersiniz. Tarih burada müzede sergilenen soğuk bir nesne değil, her gün üzerinde tarım yapılan canlı bir hayat arkadaşıdır.
Maşat Höyük’te Kadim Devletin Ruhunu Solumak
Tokat Maşat Höyük; modern çağın o insan ruhunu daraltan gürültülü keşmekeşinden, trafiğinden ve kimliksiz beton kirliliğinden kaçıp, hem dünya tarihine yön veren Hitit İmparatorluğu’nun askeri ve bürokratik dehasına dokunabileceğiniz hem de bozkırın o huzurlu sükunetinde ruhunuzu bütünüyle dinlendirebileceğiniz Anadolu’nun bağrındaki en nadide zaman kapsüllerinden biridir. Anıtsal saray temellerinin üzerine çıkıp ova düzlüğüne doğru rüzgarın uğultusunu dinlemek, iki bin yıl önce kralların emirnamelerinin yazıldığı bu toprakları çıplak gözle izlemek insana derin bir dinginlik, içsel bir bilgelik ve derin bir saygı hissi hediye eder. Burada zaman çizgisel akmaz; geçmiş ve bugün aynı toprak kokusunda el ele yürür.
Eğer yolunuz Tokat’a, Ballıca Mağarası’nın o muazzam karstik yeraltı sarayına veya Zile’nin kadim Sezar kalesine düşerse, seyahat planınızın amiral gemisi arkeoloji ve kültür sayfasına kesinlikle Zile’nin bu tarihi incisini, Maşat Höyük’ü ekleyin. Hititlerin taş ve kerpiç dünyasında zamanı durdurun, höyüğün ekin tarlalarıyla bütünleşen o şiirsel estetik siluetini kadrajlarınızla ölümsüzleştirin ve Canik ile İç Anadolu dağlarının asırlık bilgeliğine yerinde kulak verin. Göreceksiniz ki Maşat Höyük, seyahat defterinizde sıradan bir coğrafi durak veya bir toprak tepesi kalıntısı olarak kalmayacak; katmanlarının vakur duruşu, sarayının azameti, çalışan asil insan hikayeleri ogünlük ve ruhunuza üfleyeceği o derin, katıksız huzurla kalbinizin en müstesna köşesinde her daim özlem ogünlük ve hayranlıkla hatırlayacağınız bir ömürlük kâşif başyapıtına dönüşecektir.