3. Adım Adım Selemen Yaylası: Yapılacak En Güzel Doğa ve Kültür Aktiviteleri
Selemen Yaylası, kitle turizminin o yapay, ticari kaygılarla doldurulmuş beton eğlence parklarını bütünüyle yıkan, ziyaretçilerine tarihin ve doğanın en yalın halini sunan izole bir macera alanıdır. Yaylaya ulaştığınızda bir kâşif ruhuyla adım adım deneyimlemeniz gereken amiral gemisi aktiviteler şunlardır:
Tarihi Cuma Pazarı Ritüeline Katılmak
Eğer seyahatinizi cuma gününe denk getirdiyseniz, şafak vaktiyle birlikte yaylada yükselen o muazzam panayır sesine uyanmalısınız. Rengarenk tezgahların arasında yürümek, Ordu’nun fındık üreticisiyle Tokat’ın Türkmen çobanı arasındaki o asırlık şivelerin, pazarlıkların ritmine kulak vermek paha biçilemez bir antropolojik deneyimdir. Tezgahlardan tamamen organik yayla peynirleri, petek balları, yerel el işi dokumalar satın alabilir, Anadolu’nun yaşayan en eski pazar genetiğine yerinde tanıklık edebilirsiniz.
Yavuz Sultan Selim Surları ve Fetih Alanı Tefekkürü
Ordunun cuma namazı kıldığı ve Yavuz Sultan Selim’in çadırının kurulduğu kabul edilen kutsal düzlük alanda yürüyüş yapmak, tarihin nefesini içinize çekmenizi sağlar. Çevredeki asırlık taş kalıntıları incelemek, dağların rüzgarında 500 yıl önceki mehter seslerinin ve at kişnemelerinin uğultusunu tefekkür etmek, kültür seyyahlarına derin bir tarihsel arınma yaşatır.
Bulut Denizi Üzerinde Kamp ve Astro-Fotoğrafçılık
Selemen Yaylası, her türlü şehir ışığından, sanayi kirliliğinden ve yerleşim alanlarından bütünüyle uzakta, 1700 metre rakımda yer alması sebebiyle Türkiye’deki en kaliteli Astro-Fotoğrafçılık ve yıldız gözlemi noktalarından biridir. Akşam üstü güneşin dağların arkasına çekilmesiyle birlikte gökyüzü bütünüyle berraklaşır. Çadırınızın önüne oturup başınızı kaldırdığınızda Samanyolu galaksisini, takım yıldızlarını ve meteor geçişlerini çıplak gözle izleyebilirsiniz. Sabah uyandığınızda ise çadırınızın kapısını açtığınız andan itibaren vadileri bütünüyle dolduran o muazzam beyaz bulut denizi manzarası sizi karşılar.
Gezginler İçin Hayat Kurtaran Selemen Yaylası İpuçları
Selemen Yaylası’nı o büyüleyici ama bir o kadar da çetin olan yüksek dağ topografyasında mağduriyet yaşamamanız, çevre kurallarına uyarak en konforlu kâşif deneyimini yaşamanız için tamamen yerel saha tecrübelerime dayanan altın seyahat tüyolarım şunlardır:
| Deneyim / Detay Noktası | Pratik Bilgi ve Yerel Seyahat Tavsiyesi |
|---|---|
| En İdeal Seyahat Zamanı | Selemen Yaylası’nın o meşhur tarihi açık hava pazarını görebilmeniz için seyahatinizi kesinlikle Mayıs başı ile Ekim sonu arasındaki Cuma günlerine planlamalısınız. Kış aylarında yayla bütünüyle metrelerce kar altında kalır ve yolları bütünüyle kapanır. Yaz aylarında ise kavurucu bozkır sıcağından kaçıp dağ havasıyla serinlemek için harika bir hafta sonu sığınağıdır. |
| Hırka ve Kalın Mont Şart! | Burası 1700 metre rakımlı bir Alp platosudur. Aşağı vadide (Reşadiye merkezde) tişörtle gezerken, yaylaya çıktığınız anda hava aniden buz kesebilir. Temmuz ayının ortasında bile gece sıcaklıkları tek haneli derecelere düşebilir. Bu yüzden yaylaya çıkarken yanınıza mutlaka kalın bir mont, polar, termal içlik ve rüzgarlık almalısınız. |
| Lojistik Tedarik ve Kamp Notu | Yayla üzerinde cuma günleri kurulan pazar haricinde sabit büyük marketler, oteller veya organize lüks tesisler bulunmaz. Kamp yapacak gezginlerin göle ve yaylaya çıkmadan önce Reşadiye merkezinden içme suyu, ilk yardım kiti, aydınlatma ekipmanları ve yedek powerbank istasyonlarını bütünüyle tamamlamış olmaları hayati önem taşır. Clean su kaynakları (yayla pınarları) park içinde mevcuttur. |
| Gastronomi Ödülü: Yayla Pirzolası ve Katmer | Pazarın kurulduğu cuma günleri yaylada salaş, otantik dumanı tüten yayla lokantaları açılır. Canik dağlarının kekikleriyle bütünüyle doğal beslenen koyunların etinden yapılan o meşhur Yayla Pirzolasını sac ateşinde yerinde tadın. Yanında taze sağılmış yayla sütünden yapılan köpüklü ayran ve yerel katmerler seyahatinizi gurme bir zirveye taşıyacaktır. |
4. Kültürel Dokunun Kalbi: Üç İlin Kardeşliği ve Yörük-Türkmen Konukseverliği
Bir tarihi yaylayı sadece rakım yüksekliği, bitki çeşitliliği ya da pazarın kuruluş yıllarıyla anlatmak, o toprakları asırlar boyunca bağrında taşıyan ve koruyan insan ruhunu eksik bırakmaktır. Selemen Yaylası’nı Anadolu kültürel hafızasında bu kadar müstesna ve kıymetli kılan asıl unsur, yüzyıllardır bu dağ zirvelerinde bir arada yaşayan Tokat, Sivas ve Ordu insanının aralarında geliştirdiği o muazzam somut olmayan kültürel miras ve barışçıl yaşam disiplinidir.
Selemen, asırlar boyunca Karadeniz sahili ile iç bozkır arasında aşılmaz birer duvar gibi duran Canik Dağları’nı düşmanlık değil, ticaret ve akrabalık bağlarıyla birleştiren kutsal bir köprü olmuştur. Karadeniz’in hırçın, çalışkan, neşeli insanıyla; Tokat ve Sivas’ın vakur, dürüst, sakin Türkmen çobanları bu pazarda sadece mallarını değil, kültürlerini, manilerini, düğün dernek haberlerini paylaşmışlardır. Burada şekillenen pazar ahlakında yalan söylemek, hileli mal satmak veya bir kalbi kırmak, Yavuz Sultan Selim’in ve o kutsal fetihten kalan duaların hatırasına en büyük saygısızlık kabul edilir. Ahilik disiplini burada yazılı olmayan bir anayasa gibi işler.
Reşadiye ve yayla insanı, zorlu doğa şartlarının şekillendirdiği asil, dürüst, misafirperver bir karakter taşır. Yayla düzlüğünde çadırınızı kurarken ya da pazar tezgahları arasında fotoğraf çekerken yanınıza yaklaşan yerel bir çobanın size içtenlikle selam vermesi, hal hatır sorması ve sizi kendi yayla ocağına, taş fırından yeni çıkmış sıcak bir çörek ve taze tulum peyniri eşliğinde çay içmeye davet etmesi bu toprakların yazılmamış ama genetiğe işlenmiş en asil insani felsefesidir. Burada kendinizi ticari bir turizmin sıradan bir yabancısı gibi değil, asırlar sonra obasına dönmüş aziz ve hürmetli bir misafir gibi hissedersiniz. Tarih burada müzede kilitli soğuk bir nesne değil, her cuma yeniden kurulan canlı bir yoldaştır.
Selemen Yaylası’nda Bulutların Üzerinde Zamanı Durdurmak
Reşadiye Selemen Yaylası; modern dünyanın o insan ruhunu daraltan gürültülü keşmekeşinden, trafiğinden ve kimliksiz beton kirliliğinden kaçıp, hem bir cihan imparatorluğunun fetih ordularının ayak izlerine dokunabileceğiniz hem de 500 yıllık bir ticaret panayırının asil sükunetinde ruhunuzu bütünüyle dinlendirebileceğiniz Anadolu’nun gökyüzü sınırındaki en nadide ekolojik sığınağıdır. Bulut denizinin üzerinde süzülen şahinleri izlemek, asırlık pınarların buz gibi suyuyla serinlemek veya kamp ateşinin çıtırtısı eşliğinde Samanyolu’nu seyretmek insana zamansız bir dinginlik, derin bir varoluş sevinci ve içsel bir arınma hediye eder. Burada zaman daha yavaş akar; doğanın vakur ritmi insanın kalp atışlarına karışır.
Eğer yolunuz Tokat’a, Niksar’ın kadim tarihi sokaklarına veya Karadeniz’i Anadolu’ya bağlayan o büyük transit yeşil rotalara düşerse, seyahat planınızın amiral gemisi kültür ve doğa sayfasına kesinlikle Selemen Yaylası’nı ekleyin. Canik dağlarının patikalarını aşarak tarihin ve tabiatın bu gökyüzü eşiğini yerinde soluyun, pazarın o muazzam insan manzarasını kadrajlarınızla ölümsüzleştirin ve bulutların üzerindeki asırlık sessizliğe kulak verin. Göreceksiniz ki Selemen, seyahat defterinizde sadece bir yayla ismi olarak kalmayacak; yemyeşil örtüsü, tarihi pazarının asil ruhu, çalışan konuksever insanları ve ruhunuza üfleyeceği o saf, katıksız huzurla kalbinizin en müstesna köşesinde her daim özlem ve saygıyla hatırlayacağınız bir ömürlük kâşif başyapıtına dönüşecektir.